Devletin son dönemde aile yapısını korumaya ve nüfus politikalarını güçlendirmeye yönelik açıkladığı tedbirler bu açıdan önem taşımaktadır. Özellikle aile kurumunun korunması, gençlerin evliliğe teşviki, çok çocuklu aile yapısının desteklenmesi ve kırsal nüfusun yeniden canlandırılmasına yönelik adımlar dikkat çekmektedir.
Ancak gerçekçi olmak gerekir: Günümüz insanı yalnızca “çok çocuk yapın” çağrısıyla ikna olmuyor. İnsanlar çocuk sahibi olmak istemediği için değil; çocuk yetiştirmenin ekonomik yükü, eğitim giderleri, barınma sorunu ve gelecek kaygısı nedeniyle tereddüt yaşadığı için geri duruyor. Bugün birçok genç çift, bu sebeplerle ya hiç çocuk sahibi olmamayı ya da tek çocukla yetinmeyi tercih ediyor.
Bu nedenle öncelikle çocuklarını büyütmek için iş hayatından ayrılmak zorunda kalan anne ve babalar için güçlü bir geri dönüş sistemi kurulmalıdır. Çocuklarının ilk yıllarında ailelerine zaman ayırmak isteyen çalışanlar, yıllar sonra yeniden kamuya ya da özel sektöre dönmek istediklerinde mağdur edilmemeli; öncelikle işlerine yeniden dönme hakkına sahip olmalıdır.
Çünkü aileyi güçlendirmek yalnızca nasihat vermekle değil, insanların yükünü hafifletmekle mümkündür.
Bir diğer önemli mesele ise eğitim yüküdür. Özellikle dar gelirli ailelerin yeni doğan çocukları için bakım ve eğitim giderlerinin belirli ölçülerde devlet desteği kapsamına alınması büyük önem taşımaktadır. Zira eğitim artık sadece bireysel bir mesele değil; doğrudan ülkenin geleceğini ilgilendiren stratejik bir konudur.
Devletin nüfus politikası yalnızca doğum oranlarını artırmaya değil, doğan çocukların nitelikli bireyler olarak yetişmesine de odaklanmalıdır. Sağlıklı beslenen, iyi eğitim alan, kültürlü, özgüvenli ve donanımlı nesiller yetiştirmek; sayı kadar niteliği de önemsemeyi zorunlu kılmaktadır.
Binaenaleyh aileyi korumanın yolu yalnızca söylemlerden değil, vatandaşın hayatını kolaylaştıran somut desteklerden geçmektedir.
Çünkü insanlar çocuk sahibi olmaktan değil, çocuklarını geleceğe hazırlayamamaktan korkuyor.
Devletin asıl çözmesi gereken mesele de tam olarak budur