Menü Doğubayazıt Gazetesi
Seyithan KAYA

Seyithan KAYA

Tarih: 09.06.2026 17:44

RAHMİ KOÇ’UN İĞRENÇ FIKRASI

Facebook Twitter Linked-in

Rahmi Koç İzmir’de bir hastane açılışında Kürt kadınlarına yönelik iğrenç ve kabul edilemez hezeyanlarda bulunmuş.   

                                           

 Kürt Kadınlarına dönük bu onur kırıcı, aşağılayıcı rezil söylemi esefle ve nefretle kınıyorum. 

 

Aslında İnsanları inancı, etnik kökeni, kültürü, kimliği veya cinsiyeti üzerinden aşağılayıcı, ayrımcı ve ötekileştirici söylemlerinin bu şahsın kafasındaki ırkçılık hastalığının dışa yansımasıdır. Çünkü kapta ne varsa dışa o sızar.

 

Fıkra adı altında üretilen bu söylem, İnanç, etnik köken ve cinsiyet üzerinden üretilen aşağılayıcı yaklaşımlar mizah kılıfı ile asla izah edilemez. 

 

Hiçbir şahıs, zümre, ideoloji, siyası düşünce, sermaye ve güç odağı, kadınların onurunu mizah adı altında dahi olsa hedef alamaz.

 

 Fıkrayı sadece "Kötü bir fıkra" olarak okumak bir akıl tutulmasıdır. Sorunun asıl temelinde "elit beyazların" topluma ve Kürt halkına yönelik yukarıdan bakma alışkanlığı ile bilinçaltının dışa vurmasıdır.

 

 Akli melekelerini yitiren bu bunağın yaptığı pervasızlık belli ki, yüz yılın kendisine ve ailesine verdiği imtiyazların şımarıklığıdır.

 

Bundan dolayı herkese hakaret etmeyi ötekileştirmeyi ve hain ilan etmeyi, insanların sınıf ve statüsünü belirleme yetkisini kendilerine ait bir hak olarak görüyorlar.

 

Bu zihniyet, Anadolu insanını göbeğini kaşıyan adam olarak tahayyül etmektedir.

 

Bu zihniyet, Anadolu insanının kullandığı oyun kendi oyu ile bir tutulmasını bile hakaret olarak görmektedir.

 

Bu zihniyet, devleti ve devlet malını babalarının mirası gibi görürler paylaşmak isterler. 

 

Bu zihniyet, bakanları, başbakanları ayaklarlarına çağırarak gece kıyafeti ile karşılamaya alışıktır.

 

Aslında bunlar milletin servetine ve parasına çökerek millete yüz yıldır efendilik yapan ve bu statülerini sürdürmek isteyen asalak ve parazit bir güruhtur.

 

Bunu sürdürmenin yolunu da geliştirdikleri şu taktik ve stratejilerde bulmuşlar; Irkçılık yap, ötekileştir, Milleti kamplara böl birbirleriyle çatıştır, onlar birbirini boğazlarken sende el ovuştur servetine servet kat. 

 

Şimdiye kadar böyle oldu.

 

Artık bu oyun tutmaz. Türk’ de uyandı Kürt’ de uyandı. Kimse Irkçı, ayrıştırıcı, ötekileştirici oyununuza gelmiyor ve oyununuz bozuldu. Bunu böyle bilin. 

 

 

Zengin diye kendini dokunulmaz sayan ahlak edep yoksunu bu adam adalet önünde hesap vermelidir.

 

 Bu şekilde halkı aşağılamak, toplumu kin ve düşmanlığa sevk etmek gibi suçlamalar nedeniyle sayısız insan yargılandı. Bu da yargılanmalı. Yoksa ekonomi ve siyası gücüne yenik düşülürse adalet anlayışı yara alır ve toplumun nezdinde çöker. 

 

Adil bir yargılama ile İnsan haysiyet ve onurunun güçlülerin karşısında ne derece korunduğunun da göstergesi olacaktır.

 

Çünkü kim olursa olsun hiç kimsenin zenginliği, makamı ya da toplumdaki konumu ona dokunulmazlık sağlamaz.

 

Bunlarla ilgili sorulan bir soru vardır. 

 

Bu aile bu serveti ve gücü nerden aldı ve halende nereden alıyor? 

 

Bu konuda özet olarak birkaç kısa bilgi ile konu anlaşılır zannedersem.

 

 

1-İtalya'da P2 mason locasının üstadı ve CIA'nın İtalya'daki en güvenilir iş birlikçisi olan

Fiat otomobil fabrikasının sahibi Agnelli ailesinin Türkiye'deki iz düşümü KOÇ ailesidir.

 

2-Vehbi Koç'un ortağı Bernar Nahum, Hahambaşı olan Siyonist Haim Nahum'un oğludur. Haim Nahum diplomat yahut Devlet adamı olmadığı halde Lozan'a giden Türk heyetinin içinde yer almıştır. 

Yer almasının sebebi, Fransa'da eğitim alırken Jöntürk'lerle geliştirdiği ilişki ve İttihat Terakaki'nin kurulmasında oynadığı rolle alakalıdır. 

Şu da ilginçtir ki, O heyettekilerin içinde kaçı Müslüman’dı kaçı Türk'tü kocaman bir soru işareti olarak hala karşımızda duruyor.

 

3-Haim Nahum'un Cumhuriyeti’nin kuruluşundaki fonksiyonunu ve Agnelli ailesini tanıdıkça,KOÇ ailesinin küresel bağlantılarını gün yüzüne çıkıyor.

 

4-CHATHAM HOUSE’un Türkiye temsilcisi KOÇ ailesidir. 

 

5-Seksen sene boyunca KOÇ Holding gümrük duvarları ile korunmuş, kamu kaynakları ile beslenmiş ve milletin vergileri ile bu serveti elde etmiştir.

 

O zaman, Rahmi Koç'un Kürt kadınlarına yaptığı hakaretin tam olarak ne anlama geldiğini anlayamazsanız, Türkiye’ye vurulan her pranganın, halka yapılan her darbenin, bu Millete ve bu Ülkeye kurulan her tuzağın arkasındaki görünmez elin temsilcisi KOÇ ailesi olduğunu anlayamazsınız.

 

Şimdi konu anlaşıldı mı?

 

Bir de şöyle  bu durum yaşanmış; Koç ailesinin bu cürümleri yetmiyormuş gibi bir de skandal sözleri videoya alarak kamuoyunun gündemine getiren gazeteciyi arayarak tehdit etmiş. 

Savcılar buna da soruşturma açmalıdır.

 

Rahmi Koç, özür dilemiş. Özür dilemek birkaç satır yazı ile olmaz. 

 

Peki, nasıl olacak?

 

Çıkacaksın basın karşısında iffetine, haysiyetine, namusuna ve onuruna dil uzattığın tüm kadınlara özelikle Kürtlere ve Kürt kadınlarına diyeceksin ki, ben 95 yaşındayım bunandım aklı melekelerim yerinde değil konuşurken ne söylediğimin farkında değilim bir halt işledim dolaysıyla bu hezeyanlarımdan ötürü tüm kadınlardan özelikle Kürt kadınlarından ve Kürtlerden özür diliyorum. 

 

 

 Sahipleri de bu bunağı bir daha toplum karşısına çıkarmamak kaydıyla bir yerde tutarlar. Böylelikle bir daha ne insanlara hakaret etme cüretinde bulunmuş olur ne de toplumu daha fazla germiş olur. 

 

Ancak özür bu şartla kabul edilip dikkate alınabilir.

 

Rahmi koç, sen ömrünün son demlerini kötü bir final ile noktaladın. Dışarıdan bakılınca adam zannediyorduk, meğerse parayla adam olunmuyormuş. Yanılmışız.

 Keşke iyi anılan insanlar zümresinde yer alsaydın. 

 

En acı olan ne biliyor musun? 

 

İnsanların özelikle aşağıladığın, namuslarına İffetlerine dil uzattığın, insan yerine koymadığın mağdur ettiği namus timsali kadınlar tarafında hep kötü biri olarak anılacaksın. 

 

Kısacası, bir ayağının çukurda olduğu dönemde kendine yazık ettin.

 

Allah hepimizin akıbetini hayır eylesin.

 

SEYİTHAN KAYA


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —