Menü Doğubayazıt Gazetesi
Tarih: 20.06.2026 16:09
MAĞDURİYET

MAĞDURİYET

Facebook Twitter Linked-in

      Türkiye coğrafi konumuyla sahip olduğu denizleriyle, akarsularıyla, turizm, sanayi gücüyle bölgesel ve küresel bir ülke konumundadır. Her kenti ayrı bir ekonomik gücü istihdam oranı var olan kaynakları normal bir denetlemeyle paylaşıldığında her kentin ihtiyacı olan sağlık eğitim istihdamı yaşam gücü altyapısı son derece düzeltilebilen bir dünya, ülke ve şehirler sıralamasında hiç şüphesiz yerini alır  ve maalesef geldiğimiz noktada hala altyapıdan tutalım eğitim, sağlık, tarım, hayvancılık ve nüfusu koruma bulunduğu kentin potansiyelini açığa çıkarma üretime katma değer sağlamak varken gelir dağılımdaki eşitsiz yaklaşım ne insanını yaşatma ne istihdam sağlamakta ne var olanı korumakta, sınıfta kalmış durumda. Başlıktan da anlaşılacağı üzere bugün TÜİK sıralamasında son 63 yılın hep geri kalan her konuda eksiklik ve mağduriyet yaşayan hep bir şeylere uzaktan bakan bir kentimizi dertlerini Ağrı Dağı gibi büyüyen sorunlarını yazmak istedim. Mağduriyet aslında çok da kulağımıza hoş gelmeyen hepimizin kişisel hayatında da duymayı haz etmediğimiz bir cümle elbette, bazen bir cümle her şeyi tüm çıplaklığıyla anlatır. Benimde ait olduğum doğup büyüdüğüm çocukluğum ilk hayallerimin ve ideallerim oluştuğu bende ayrı yeri olan memleketim mağdur şehrim Ağrı son on yılların hep gerisinden gelen her konuda eksik kalan sokaklarında caddelerinde köylerinde hiç kimsenin kendisine gelecek görmediği umutsuzluktan başka bir şey vadetmeyen bir kent Türkiye'de en çok dışarıya göç veren son yılların en çok göç verdiği kıtalararası bir yolculuğun devam ettiği bir güzide kentimiz. Ağrı kenti tarımın ve hayvancılığın ön planda olduğu bir ekonomik düzen ile kurulduğundan beri varlığını devam ettirmekte fakat tarım ve hayvancılığın gelişen dünya ve uygulanamayan modern sistemlerle yapılamamasından kaynaklı ekonomik bir hayatın olmaması insanların başka iş sektörlerine yöneltmekte ve dolasıyla göç vermektedir. Sanayileşmeyle beraber Türkiye de sanayi yatırımlarına öncelik verildi. Fakat  gerek coğrafi koşullar gerek büyük merkezlere iklim şartlarına göre bakıldığında öncelik olmamıştır. Ağrı kentimiz çok önemli bir ticaret ve turizm merkezi olabilecekken bugün her gün kan kaybeden bir  duruma gelmiştir. Türkiye'de  1980'de hızlı bir kentleşme özellikle Ağrımızdan çok büyük göç olmuştur. Şehirleşme yolunda adım atan sanayisi hızlıca gelişen deniz ve liman öncelikli günümüzün mega kentlerine yerleşip orda bir yaşam tutturulmaya çalışılmıştır. Elbette yaşayan bu iç göç sadece bir ekonomik kurtuluş olarak bakılırken beraberinde kültür şoku topluma ayak uyduramama suç oranının artması dağınık bir yerleşim gettolaşmış bir yaşam bireyselleşen ve çıkar odaklı bir karakteristik bir insan modelini ortaya çıkarmıştır. Elbette yazılacaklar tek bir kerede bitmez bir kentin kangrenleşmiş büyük sorunlarının çözümü kalıcı bir devlet politikasıyla giderilebilir. Mağdur olmak bizim kaderimiz değildir. Ağrıya ses olalım…




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —