Son dönemde sosyal medya platformlarında adeta bir salgın gibi yayılan, "muhalif ses" maskesi altında kimliğini gizleyerek sağa sola saldıran hesaplar, yerel kamuoyunda ciddi bir rahatsızlık uyandırmaya başladı. Kendini 'gazeteci' olarak addeden ancak gerçek ismini, yüzünü ve kim olduğunu gizleyen bu şahısların yürüttüğü faaliyetler, gerçek gazetecilik mesleğinin itibarını da ayaklar altına alıyor.
Eleştiri yapmak, yanlışları dile getirmek elbette demokrasinin ve özgür basının en temel unsurudur. Ancak gazetecilik, her şeyden önce sorumluluk ve cesaret işidir. Yazdığı yazının, dile getirdiği iddianın arkasında duramayan, ismini açıkça beyan etmekten korkan birinin "Ben gazeteciyim" diye ortalıkta dolaşması, bu mesleğe ömrünü vermiş gerçek basın emekçilerine yapılmış büyük bir saygısızlıktır.
Yerel kamuoyunda ve sokakta vatandaşların tepkisini çeken bu duruma karşı halkın sesi net:
"Eleştiri yapmak güzeldir, hatta gereklidir. Ama bir insan gerçekten gazetecilik yaptığını iddia ediyorsa, mertçe, erkekçe ortaya çıkmalı, ismini ve kimliğini gizlemeden konuşmalıdır. Sağa sola çamur atıp, klavye arkasına saklanarak, sahte hesapların arkasından insanları hedef göstererek gazetecilik yapılmaz. Bu ancak korkaklıktır."
Gerçek bir gazeteci, haberinin arkasındadır. Yanlış bir şey yazdığında hukuki ve ahlaki sorumluluğunu üstlenir; doğrunun ise sonuna kadar savunucusu olur. Kendini gizleyen bu tür sosyal medya tetikçilerinin amacı yereldeki sorunları çözmek ya da topluma fayda sağlamak değil, şahsi hırslar veya belirli odakların çıkarları doğrultusunda algı operasyonu yürütmektir.
Bu memleketin, gizli kapaklı hesaplardan yapılan dedikodulara ve şantajvari yayınlara değil; kimliği belli, duruşu net, dürüst ve cesur gazetecilere ihtiyacı var. Maskelerinizi indirin; eğer söyleyecek bir sözünüz varsa, önce isminizi söyleyin!