Egazete


  • Salı 31.3 ° / 15 ° Açık hava
  • Çarşamba 33.4 ° / 15.3 ° Açık hava
  • Perşembe 32.1 ° / 15.2 ° Açık hava

Ağrı

16.08.2022

  • İMSAK 03:40
  • GÜNEŞ 05:14
  • ÖĞLE 12:17
  • İKİNDİ 16:05
  • AKŞAM 19:11
  • YATSI 20:38
  • BIST 100

    2.881%0,82
  • DOLAR

    17,9655% 0,04
  • EURO

    18,2139% -0,22
  • GRAM ALTIN

    1.026,3% -0,14
  • Ç. ALTIN

    1693,395% -0,14

KÜRT TARİH VE KÜLTÜRÜNDE (MÎR, AŞİRET, AĞA) İLE (SEYYİD, ŞEYH) VE MELELER'IN (DİN ALİMİ) ROLÜ

BUGÜNE YANSIMASI VE ŞİMDİKİ GERÇEKLİK

M.HANİFİ ALIR

Başlıklı yazı dizimizin 10.cüsü

HAMİDİYE ALAYLARI DÖNEMİ [2.ABDULHAMİT DÖNEMİ (1890-1910)] =20 YIL

                Hamidiye Alayları ve Aşiret Mektepleri niçin kuruldu?

               Madem Aşiret Mektepleri kuruldu, Sultan Abdülhamit; neden Bediüzzaman’ın Van’da kurulmasını istediği Kürtçe, Türkçe, Arapça dilleriyle eğitim verecek; hem fenni hem de dini ilimlerin beraber tedrisatının yapılacağı bir Üniversite kurulma fikri önerisini ciddiye almadı?

              Ya da Sultan Abdulhamit;

- Kürt bölgelerinde Kürtçe’nin resmi dil olarak kabul edilmesi;

-  Eğitimin Kürtçe yapılması,

- Kürtlerin bölgesine Kürtçe’yi iyi derecede bilen memurların tayin edilmesi

- Devletin dini İslam olması dolayısıyla mahkemelerde verilen hükümlerin İslam şeriatına göre verilmesini,

- Ve Kürt bölgelerinde toplanan vergilerin Kürt bölgelerindeki yol ve okulların yapılması amacıyla kullanılmasını istediği için

Neden Şeyh Abdusselam Barzani’nin babası ve sülalesini Hamidiye Alayları eliyle getirip Bitlis’e sürgün etti?

             Sultan Abdülhamit, Kürtlere sempati ile mi bakıyordu? Kürtlerle Türklerin ortak gelecek öngörüsü taşıyor muydu? Niye tarihe Bavê Kurdan (Kürtlerin babası) diye geçmiştir?

               Birinci dünya Savaşında; Kürt Şeyh, Seyyid, Mele, Aşiret Reisleri, Mir ve Bey aileleri, yani Kürtlerin halkıyla, ileri gelenleri ve entelektüelleri ile diğer Müslüman halkların tersine Türk halkı ile beraber kurtuluş savaşında yer almaları ve canla başla mücadele etmeleri Sultan Abdülhamid’in ve Hilafetin Kürtlerle kurduğu sıcak ilişki, diyalog, güven, konum ve Kürtlerin samimi inanç etkisi var mıdır?

           Hamidiye Alay komutanları kıyafetleri, neden kazak kıyafetlerine benziyordu? Osmanlı, Rusların kazaklarla ilişki biçiminden mi etkilendi?

            Hamidiye Alayları kurulmasaydı ne olurdu?

           Hamidiye Alayları; Ruslar’a, İran’a ve Ermeniler’e karşı mücadele etmek için mi sınır boylarında kuruldu? Yoksa her an özellikle Rusya, İran veya o güne kadar Miletê Sadıkâ diye kabul edilen ama ayrılmak için Batıdan kabul gören Ermenilere karşı işbirliği yapabilecek potansiyele sahip aşiret reisleri şahsında Kürtleri denetim altına almak için mi kuruldu?

          Aşiret Mektepleri; İstanbul’da aşiret ileri gelen ailelerin çocuklarını rehin almak için mi kuruldu? Yoksa bölgelerinde güvenilir idareci yetiştirmek ve Hamidiye Alaylarına yetişmiş çağdaş komutan yetiştirmek için mi kuruldu?

          Neden Aşiret Mekteplerinde ve Hamidiye Alaylarında; Sünni Kürt, Türkmen, Karapapak, Terekeme ve Arap aşiretleri varken hiç Alevi Kürt ve Türkmen aşiretleri yoktu? İran’a karşı bir ön plan ve tedirginlik söz konusu muydu?

           Kurulan 65 Hamidiye Alaylarından 64 tanesi Mirliva iken, niçin Sivas’ta kurulan alay, Mirliva’ya bağlı değil ve alay daha çok Osmanlı Rus savaşında kahramanlık gösterenlerden ibaretti?

           Sultan Abdülhamit; Kızıl Sultan mıydı? Yoksa Ulu Hakan mıydı? Kızıl Sultan diyenler, kendisinden sonra gelenler (İttihat Terakki ) daha iyi şeyler mi yaptılar?

                Sultan Abdülhamid’ın tek derdi İttihad-ı İslam mıydı? Ya da 600 senelik aile hâkimiyeti olan sultanlığını korumak mıydı? Yoksa bir devleti idare eden her liderin yapması gereken idare ettiği ülkesinin sınırlarını korumak, halkının refah ve mutluluk seviyesini artırmak için günün şartlarında inandığı makul ve olması gereken çözümleri geliştirmek miydi?

                 19.Yüzyılın son çeyreğinde Osmanlının içinde bulunduğu koşullar ve genel manzara şöyle idi:                 

a. 93 Harbi diye tarif edilen(1877-1878) yılında cereyan eden Osmanlı-Rus savaşının sonuçları, Osmanlının Rus Panslavizm akımına maruz kalması, Rusya’nın Balkanlar, Ermeniler ve diğer Osmanlı Hristiyan tebaası üstünde etkili olması;

b. Osmanlılık üst kimliklerine rağmen; Yunanlılar, Sırplar, Bulgarlar ve Romenlerin imparatorluktan ayrılmaları, Arnavut ve diğer Balkan Müslümanları ile Arapların aynı eğilim içinde olmaları;

c. Rus ve Batı Hristiyan misyonerlerin İslam coğrafyasında ve dünyada kol gezmesi;

d. Ermeni örgütlerinin, güçlenmesi ve taleplerinin Batı’da ve Rusya’da kabul görmesi;

e. Batı’dan Hasta Adam gözü ile bakılan Osmanlıda Fransız ve Batı menşeli milliyetçi, ırkçı ve ulusalcı akımların gelişmesi;

f. Zayıflayan Osmanlıya her an İran’ın el atma ihtimali;

g. Kürt Mirliklerin kaldırılmasıyla devam eden isyanların durdurulması ve milliyetçi bir veçheye bürünmesinin engellenmesi;

h. Kanunsuz davranışlara karşı otorite kurması,

i. Dağınık kalan Kürt aşiretlerin Rusya (Özellikle) ve İranl’a yeni ittifaklarının önüne geçmesi, (Nitekim böyle teşebbüsler de yok değil. );

j. Kürt şeyh, seyit ve mir ailelerinin tarihi tecrübe ve bilinç düzeyi sebebiyle etki altına almasının zor olması ve büyük aşiretlerin eğitimsiz reislerinin denetiminin kolay olması ve yeni konumları gereği dört elle sarılma ihtimali;

(Örneğin: Barzan Aşireti Lideri Şeyh Abdüsselâm’ın babası Şeyh Muhammed devlete başkaldırdığı gerekçesi ile Sultan Abdülhamid’in emri ile Hamidiye Alayları tarafından ailesi ile beraber bugünkü Kuzey Irak’tan alınıp Bitlis’e sürgün edilmişti.)

k. Vs.

                 Bu nedenlerden dolayı Sultan Abdülhamit; Rusların Kazak Alaylarından da esinlenerek (Nitekim Kıyafetleri de Kazak kıyafetleri gibi); daha önce de İranlılar yerine Osmanlı ile ittifak yapan, Ruslarla inançları gereği mesafeli duran, üstelik her iki ülkenin de sınır boylarında olan, Osmanlıya ve hilafete bağlı, dini hassasiyeti ağır basan Kürtler üstüne yeni proje üretmek mantıklı ve yerinde bulmuştur. Nitekim kendi hatıratlarında bu konu ile ilgili şöyle diyor:

‘’Kürt Ağalarının bazılarının çocuklarını, İstanbul’a getirip memuriyete yerleştirdiğim için de tenkit edildiğimi biliyorum. Senelerdir Hıristiyan Ermeniler nazır (bakan) mevkilerini işgal etmişlerdir. Bundan sonra da kendi dinimizden olan Kürtleri kendimizde yaklaştırmakta ne gibi zarar olabilir? Ben kabul ettim. Kürt politikasında doğru yolda olduğum kanaatindeyim.’’ (Kaynak: Sultan Abdülhamit, Siyasi Hatıralarım)

        Belki de Sultan Abdulhamit, ünlü Makedon Lider İskender’ın hocası Aristoteles’iın İskendere tavsiye ettiği uygulamanın aynısını kendisi de yaptı. Neydi Aristo’nun İskender’e öğüdü?

                  İskender, Pers İmparatorluğunu yıktıktan ve hakimeytini sağladıktan sonra Aristo’ya sorar:

Bütün Şark (Medya, Pers) memleketini parça parça ettim, denetimim altına aldım. Fakat korkarım ki benden sonra birleşirler, gelecekte memlketimi ve halkımı zora sokarlar. Öldürdüğüm Kralların çocuklarını de öldürüp, bablarının yanına göndermek isterim ne dersiniz?

Aristo, cavaben şu tavsiyeside bulunur:

Eğer öldürdüğün kralların çocuklarını da öldürürsen iktidar; ehil olmayan, aseleti olmayan, çapulcular ve alt tabakanın eline geçer. Onlar da idareye gelince muktedir olurlar, muktedir olunca şımarırlar, hadlarını aşarlar, zulum edrler ve çoğunluk da onlardan çekinmez, kargaşa olur. Bunun yerine kral çocuklarının her birini bir yerleşim yerine veye şehre yönetici yap. Kral çocukları; kendilerine sağlanan imkâna dört elle sarılırlar, sahip olduğunu kaybetmemek için birbirleriyle uğraşırlar, aralarında taht kavgası, çekememezlik ve zamanla düşmanlık oluşur. Birbirleriyle uğraşırken uzaktakını görme şansları olmaz. (Kaynak İbni Esir)

Nitekim İskender aynısını uygulamıştır.

          Peki; Sultan Abdülhamit bu yaklaşımın faydasını görmüş müdür?  Elbette görmüştür! 32 sene hasta bir ülkeyi ayakta tutmuştur.

          Türk halkı bu yaklaşımın faydasını görmüş müdür?  Elbette!  Ermeni Olaylarında ve 1.Dünya Savaşında Kürtleri yanında ve aynı cephede bularak semeresini almıştır!

         Kürtler, faydasını görmüş müdür? Onu da Kürtlere sormak lazım!

Aşiret Okullarından;

• Cibranli Halit Bey: Subay, Cibran Aşireti, Azadi Örgütü kurucusu, Şey Sait İsyanında idam edildi.

• Hasan Hayri Bey: Şehy Hesanan Aşireti, Dersim Mebusu, Şeyh Sait İsyan’ında idam edildi.

• Hasan Sıddık Heyderani: Heyderi Aşireti, Van Milletvekili

• Hüseyin Paşanın oğulları Salih Bey

• Sipkanlı Halis Bey

• Şemskanli Mehmet Bey, Yüzbaşı Arif, İzzet Efendi

Gibi birçok Kürt ileri gelenleri okumuştur.

             İttihat ve Terakki döneminde, Aşiret Okullarında, Hamidiye Alaylarında Kürt milliyetçiliği artmış ve zamanın okul müdürü bunlar AŞİRET değil, HAŞARET demiştir.

           İttihat ve Terakki yönetimi, Hamidiye Alaylarını:

• Eşkıyalık yapıyor,

• Şafii Kürtler, Alevilere baskı yapıyor (Nedense Sünniler demiyorlar da farklı bir algı yaratmak için Şafii Kürtler diyorlar),

• Ermeni köylerine baskı yapıyorlar,

• Çapulculuk yapıyorlar,

 gibi sebepleri bahane ederek kapatıp Rus savaşında Ermeni olaylarında ve Kurtuluş savaşında Merkezi sisteme bağlayarak istifade etmişlerdir.

Böylece Sultan Abülhamit dönemi bitmiş, Meşrutiyet ve Kurtuluş savaşı evresi başlamıştır.